NBA GÜNLÜKLERİ – 1

Çocuk olduğum yıllarda NTV’de bir program yayınlanıyordu, bugün bizim yaşlarımızda NBA’i takip eden herkes belki de o program sayesinde NBA izlemeye başlamıştır. Hepinizin gözü önüne Kaan Kural geldiyse doğru bildiniz denektir. Ama gelmeyenler için ben programın adını söyleyim, NBA Stüdyo.

Bizim neslimiz için bu program ile başlayan NBA maceramız, benim için de heyecanını hiç yitirmeden devam etmekte.

Peki son 10 yılda inanılmaz şekilde değişen NBA’de neler oluyor.

Gelin dört yıl öncesine gidelim, I’m coming home diyerek evine geri dönen LeBron James, geri döndüğü yıl şampiyonluğu, NBA basketbolunu tamamen değiştirecek olan Steph Curry’li Golden State’e kaptırmıştı. Ertesi yıl da hiç bir şey değişmeyecek gibiydi, Steph ve arkadaşları 73 galibiyete uzanarak efsanevi Bulls takımının galibiyet rekorunu kırdı ve şampiyonluğun favorisi olarak finale geldi. Finallerde Steph ve ekibi çok hızlı bir şekilde 3-1 öne geçerek izleyenleri şaşırtmadı. Ancak ne olduysa bundan sonra oldu LeBron ve Cavs pes etmek nedir bilmedi ve önce Oracle Arena daha sonra da kendi sahalarında Golden State’i yenerek durumu 3-3’e getirdi. Son maç Golden State’in sahası olan Oracle Arenada idi, herkes Cavs’in iyi mücadele ettiğini ama sezonun son maçında galibiyet rekoru kırmış takımın evinde, LeBron’un dahi şampiyonluk kazanmasının imkansız olduğunu düşünüyordu. Ancak LeBron’un imkansız benim göbek adım diyerek başa baş giden maçın son 1dk 50sn kala Iguodala’ya vurduğu muhteşem tam saha takip bloğu ve 53 saniye kala Kyrie’nin imkansız benim de göbek adım diyerek attığı el üstü üçlük, Allah allah nidaları ile, şampiyonluğun gelişini izlememe sebep oldu. Maç gittikten sonra LeBron’un “Cleveland! This is for you!” diye haykırması pastanın üzerindeki çilek gibiydi. Düşünün, doğup büyüdüğünüz şehir, sizi kahraman olarak görüyor, hedefleriniz için ayrıldığınızda hain olarak ilan ediliyorsunuz, ama günün sonunda o şehre bir şampiyonluk getirmek için eve dönüyorsunuz ve sonunda kazanıyorsunuz.

Olayın Golden State kısmından bakarsak ise resim biraz farklı, basketbolu değiştiren takımsınız takımda süper star statüsünde tarihin en iyi şutörü ve ligin iyisi denilen point guard’ı bulunuyor. Yanında oldukça keskin bir all star şutör ve iyi bir savunmacı. Yine 2 tane all star çok iyi forvet savunucusu ve şut,skor, asist tehdidi olan oyuncular var. Ama bu ilk 5’inin 4’ü all star olan, basketbolu değiştiren, normal sezon galibiyet rekoru kıran takım, tüm dünyanın gözü önünde 3-1 öne geçtiği seriyi kaybetti. Bir sonraki sene daha güçlü dönebilmek için doğal olarak kadrosunu güçlendirmek isteyen Golden State, Kevin Durant’i takıma katarak tarihin en büyük hilelerinden birine imza attı. Nitekim bu taktik tutmuş olucak ki bir sonraki yıl yeniden şampiyonluğu aldılar.

Basit matematiği ele alırsak 2 süper star ve 3 all star büyüktür 2 süper star ve 1 all star.

Ancak ne olduysa bundan sonra oldu, artık kendi takımına liderlik etmek isteyen Kyrie ani bir şekilde takasını istedi ve Cavs yönetiminin elini kolunu bağladı.

LeBron’un bu haberleri bilerek basına sızdırdığı ve takası güçleştirmek istediği hikayeleri dönmeye başladı ve zaten ayrılmak isteyen Kyrie’nin ikna edilmesi imkansız bir hale büründü. Yine LeBron bu takas isteği ile ilgili “Gerçekten emekliliğime kadar direksiyon koltuğunda oturacağıma mı inanıyorsunuz, ona bir noktada anahtarları teslim etmeye hazırdım, bu yıl mücadeleyi kaybettik ama savaşı kazanmak için bir sonraki sene daha güçlü ve iyi döneceğimizi sanıyordum gerçekten bunu bekliyordum” sözleri ile tepki gösterdi.

Ani takas isteği sonrası eli kolu bağlanan ve hızlıca takım arayışları içine giren Cavs’in bu durumundan, Boston Celtics’in kurnaz ve Kyrie’nin adı geçince gözleri şampiyonluk yüzüğü şeklinde parlayan yöneticisi Danny Ainge faydalandı. Sakat bir Isaiah Thomas, yaşı sebebiyle oyunu yavaşlamış Jae Crowder ve Ante Zizic karşılığında, Kyrie Irving’i Celtics yeşili ile kavuşturdu. Tabii bütün bunlar olurken Gordon Hayward ve drafttan Jason Tatum(henüz 20 yaşında ve bu gün yeni bir süper starın doğuşunu izliyoruz) takıma katıldı. Kyrie Irving’in anahtarlara sahip olduğu, Gordon Hayward’ın co-pilot rölünü üstleneceği ve genç ama çok yetenekli çekirdeğin olgunlaşma sürecinin başlangıcı olmasını beklediğimiz yıl Gordon Hayward’ın sezon başındaki ağır sakatlığı ile bir anda değişti ve o dönem çaylak olan Jason Tatum’un rolleri arttı. Sezon ortasında da Kyrie’nin sezonu kapatması ile Tatum bir anda all star seviyesine çıkarak belki de üç yılda göstermesi gereken gelişmeyi yalnızca bir yılda gösterdi.

Çok uzun bir giriş olduğunun farkındayım ancak NBA’de bu gün gerçekleşen her şey temeli 4 sene öncesinden başlıyor. Çünkü o günden sonra Doğu Konferansındaki her takım önce LeBron’lu Cavs sonra Golden State’i yenme mantığıyla takımlarını kurdular. Batı konferansındaki takımlar ise önce Golden State sonra Cavs diyerek takımlarını oluşturdular. Bu iki takım o dönem 3 kez üst üste final oynamışlardı ki nitekim bu sayı daha sonrasında 4’e çıkıcaktı.

Geçtiğimiz sezon, Houston Rockets Gm’inin gece gündüz Golden State’i düşünüyoruz hedefimiz onlar, Toronto Raptors oyuncularını ise LeBron’u geçtik mi bu iş tamam şeklinde basına sızan konuşmaları da bu durumu doğruluyor.

Cavs’in büyük kan kaybı sonrası oldukça çalkantılı bir sezon başlangıcı yaptığını sağır sultan bile duydu, takım playoff yapamayacak mı, mücadele etmiyoruz, sürekli maç kaybediyoruz konuşmalarının arasında LeBron’un da katkısı ile bütün takımı bir çırpıda değiştiren Cavs, LeBron’un etrafını dinamik ve savunma yapabilen oyuncular ile doldurdu(en azından amaç buydu). Sakın geçtiğimiz sezonun Cavs’ini konuşurken Cedi’yi unuttuğumuzu sanmayın ilerleyen zamanlarda Cedi için özel bir yazı planlıyorum.

 

Peki bütün bu çalkantılara rağmen sonuç değişti mi?

Hayır. LeBron James belki bu sefer çok yoruldu belki ilk defa tek başına bütün takımları yenmek zorunda kaldı ama yine bütün takımları döve döve 8. kez üst üste konferans şampiyonu olup NBA finallerine çıkmayı başardı.

LeBron James’in 15. sezonunda ve 33 yaşında geçirdiği muhteşem sezonu(27.5 sayı, 8.6 rebound, 9.1 asist %54.2 saha içi isabet oranı) ve takımın yaşadığı çalkantılı sezona rağmen tek başına savaşması bana göre MVP ödülünü fazlasıyla hak etmesine yetmesi lazımdı. Ancak MVP ödülü yine muhteşem bir sezon geçiren James Harden’a gitti.

Bahsettiğim üzere, Golden State ve Cavs’i devirmek üzere kurulan takımlar neredeyse başarılı oluyordu, final yolunda Cavs iki kez, Golden State ise bir kez 7. maçı oynadılar ancak sonuç değişmedi ve final 4. kez üst üste bu iki takım arasında oynandı. LeBron takımını ben tek siz hepiniz mantığı ile finallere kadar taşımayı başarmıştı ancak bu sefer durum farklıydı. Karşısında Steph Curry ve Kevin Durant gibi iki süper star, bunların yanımda Draymond Green ve Klay Thompson gibi iki elit all star oyuncu vardı. Andre Iguodala’yı da unutmamak lazım tabii ki, all star olan oyuncunun aynı zamanda bir de finaller MVP’si ödülü var.

İçimde LeBron James’in tarihin en iyi oyuncusu olma yolundaki bu engeli de aşacağına dair bir umut vardı, elbette ki zayıf bir ihtimal. Pek çok otorite dünyanın en iyi oyuncusuna sahip olmasına rağmen Cavs’in süpürüleceğini düşünüyordu. Ancak ilk maç başladığında bazı şeyler çok farklıydı, Cavs savaşıyor, kovalıyor, bir şekilde maçın içinde kalmayı başarıyordu. Ancak son son topa geldiğimizde Jr. Smith’in yaptığı o trajikomik hata, maçı uzatmaya taşıdı ve Golden State özgüven kazanarak ilk maçı bu kadar kötü bir hata ile kaybetmenin sarsıntısını aşamayan Cavs’i 4-0 ile süpürdü.

Ancak gelin ilk maça bir de farklı gözden bakalım. Maçı 51 sayı 8 rebound 8 asist ile tamamlayan LeBron James, Jr. Smith’in kendisinden çaldıkları olmasaydı daha sonraki maçlarda temposunu daha da artırarak tarihin en iyi finaller performansını sergileyeceğine şüphe yok. Peki bütün bunlar bizi ne gibi bir sonuç beklerdi Şüphesiz ki mevcut Golden State ekibi tarihin en iyi takımları arasına adını yazdırdı, hatta kadrolarını 3-4 sene daha korumayı başarırlarsa hiç şüphesiz tarihin en iyi takımı olarak anılacaklar. Bütün bunları düşününce sonucun pek değişmeyeceğini tahmin edebiliriz, ancak bu konu benim için her zaman en büyük “ah” lardan biri olarak kalacak.

 

 

 

 

 

Türk dizilerinin yeni bölümü yayınlanmadan önce gösterilen 1 saatlik özetler gibi oldu ancak yaz dönemi yaşananları ve sezon başlangıcını net bir şekilde anlayabilmemiz için gerekli olan bir durumdu. Beklemede kalın.